Tuesday, September 7, 2010

Ananem Volume 658202

K: Kardeş B: Ben A: Ananem

1

B: Anane, şu meyveni ye!
K: Daha süt içicen...
B: Tatlı varsa, tatlı da yersin.
A: Beylik ambarına dönderdiğiz beni!
K:?
B: ...


2
B: Anane, şu demin dediğini tekrar eder misin?
A: Ne dedim?
B: Ne dedin??
A: Maksadın ne?
B: Hiiç...bilgisayara yazıcam.
A: Bilmiyrum ne dediğimi.
B: Hadi hadiii!
A: Alemlere rezil ediysunuz beni, biliyrum!
B: Ne alakası var, kendi kitlen var senin.

3
Ananemden Güzellemeler

Karnım böle konuşiyi, niyeyse..Ne yesem, hep böle konuşiyi...

Delirdiysen allaha yalvar.

Ben hiç sevmiyrim o lafları. Onlar senin kaynatan olsun!

Ne güzel yazıyosun o tık tıklara beni. Okur okur ağlarsın!



Friday, September 3, 2010

Ananem Volume 922840

A: Ananem
B: Ben

1
A: Ben hiç bi şey görmüyrim biliyin mi?
B: E geçen gün dedin hani, etek çok yakışmış bana? Yalan mıydı aşkımız?
A: Gözlükle de göremiyrim.
B: Yani kilo verdiğim de yalanlarından biri miydi?
A: Laf karıştırma. Ben öyle bi şey dimedim.
B: Kelimeler kifayetsiz.

2
B: Anane, mevlüt tamam da hafıza tüm maaşı vermek neden?
A: Öyle icap etti.
B: O icapın ettiğini kimse etmez. 1 saatte bu kadar para..
A: 1 saat mi sürüyo sadece Kur-an? Hadi ya..
B: Ben okiyim mi mevlütte?? Uzatırım ben.
A: Tövbe tövbe!
B: Neden, benden utanıyo mısın?
A: Sen ne demek istiyısın Gökçe? Nasıl laflar kullanıyısın?
B: Biraz güvenle her şeyi aşabilirdik oysa kü.


3
B: Anane pardon ya, bilgisayarda bi işim var, 2 dk ordan kalkabilicen mi? Şurdaki koltuğa otursan?
A: Tamam.
... 2 dk sonra içerden sesler gelir.
Kardeş: Anane, napıyosun burda?
A: Ablan odadan kovdu.
Kardeş: ??
A: Git dedi, kovdu beni. İstemiyomuş.


4
A: Nereye gidiysin?
B: Beyoğlu'nun arka sokaklarına.
A: Tövbe tövbe!
B: Tövbekar mı oldun?
A: Ne demek istiysin sen şimdi?
B: ...
A: ... oooof felek of!

Benzetildiklerim

- "Küçük, beyaz, kilise heykelciği"
Bi kere öyle beyaz falan değilim, küçük hiç değilim. Kilise kısmını azcık anlar gibiyim ama kendime kondurmak istemiyorum.

- "İyi uygulanamamış iyi fikir"
Ne diyem ben sana? Bi kot t-shirt giydik ofise, duymadığımız şey kalmadı.

- "Delu"
Kardeşim beni çok seviyo.

- "Lucinda"
Ve ve ve...Lucinda. 2010 California Köpek Güzeli. Ofiste "kim hangi köpeğe benziyo" konulu hummalı proje sonunda, benim payıma bu çıktı. Dik başlı, asilzade, nazike Lucinda.. 3 saat google search ve sonunda Lucinda.

Ananem Volume 29836

Önceki Bölümlerin Özeti:

I
Ben: Anane nassın?
Ananem: Ne iyi, ne kötü.
Ben: Naptın bugün?
Ananem: Oturdum, kalktım, oturdum, kalktım. Haberler sende.
Ben: Ben sadece oturdum. Tüm gün bilgisayar...
Ananem:Tık tık yaptın.
Ben: Evet, tık tık yaptım. Tıkladım, tıkındım, tıkandım falan. Vallaha da günün özeti bu.
Ananem:...
Ben:...
Ananem:...
Ben: Sen neden bölesin anane?
Ananem: Zamanım yok kızım, zamanım yok.
Ben: Sen hepimizi gömersin anane.
Ananem: Alllllah yazdıysa bozsun be!
Ben: Pastaneye gidip dedelere bakalım mı?
Ananem: Ne biçim laflar konuşiyisın.
Ben: Dedeler bize baksın, biz bakmayalım?
Ananem: Öldüysen allaha yalvar.
Ben: Temem...

Monday, April 5, 2010

Diyaloglar

Az once ofis sahibimiz kendi deyimiyle `Deli Oya` ve sahsim arasinda gecen diyalog.



Ben: Gunaydin, nassiniz?

Oya: Ne bileyim, inisli cikisli, bi oyle bi boyle.

Ben: Ben de bu aralar oyleyim, havalar gibi aynen. Bi mutluyum, bi parcali bulutlu.

Oya: Iyi sen yine havalardan boylesin, ben dogustan boyleyim!

Ben: .....anliyorum.

Oya: Hadi iyi gunler!...

Ve tam uzaklasirken, birdennn:

Oya: Arrrriiiiifff Aaaaarif, kor olma, don eve cabuk!!%&/+^!!


Arif, yanimizdan gecmekte olan bi kedidir. Oya Hanim in bin kedisinden, Kurucesme esrafindan, Arif. Sevdim ben Arif i, soz dinlemiyo! Oya hanimcigimiz gittikten sonra hemen geldi yine yanima. Ben bi Arif e bakayim...

Sunday, April 4, 2010

Ananem Volume Bilmem Kac- Featuring Mummy

B:Ben A: Ananem AN: Annem

I
Haftasonu masum bir pazar kahvaltisi, aile saadeti formatinda.

B: Basim agriyoo..
AN (ondan beklenmicek bi sofer Ali tarziyla): Akkksamdan kalma misin yoksa?
B (ondan beklenmicek bi rahatlikla): Heee..aksamda kalmayim hatta.
AN:....
Neeaa?? Ben bole seyler duymak istemiyorum. Kulagim hos gormedi bu ifadeleri benim!
B: Ne diyon anne?
AN: Hayir hayir, degerlerimiz, yargilarimiz! Kulaklarim hic sevmedi bu laflari!
B: Anne, seni de intirnitte yazayim mi? Ananemi kiskaniyon sen, di mi di mi? haha
AN: Sakin ha! Internetlerde dolasmak istemiyorum ben. Ilerde karsima cikar falan..
B: Sen istemiyosan yazmam tabi canim..

II
B: Napiyon anane?
A: Duruyorum.

B: Naber, keyifler nasil beybi?
A: Ben o dedigin laflari hic anlamiyorum.

B: Isler sole iyi gitse, sole basarili olsam ik bik..
A: Hayirsiniynan bi yuva kurarsin issallah.
B: Bi kac dene odul neyim olsa, guzel olur bak.
A: Sole helal sut emmis biriyle..
B: Ama iste zamani var daha, neyse ben calisayim da..
A: Sen de evlenirsin barklanirsin iste..
B: Anane?
A: Efendim?
B: Olmuyo bole canim. ortak payda diyorum, frekans diyorum..
A: Onu bunu mahne (bahane)etme simdi, laf cevirme! ne varmis yuva kurmada etmede??
B: temem.

Friday, April 2, 2010

1 NISAN AYI

- Midem bozuldu. Her sey o kadar kotu gitti ki, gidisata midem bile bozuldu. Alindi.

Borek yedim, iyi gelmedi, viski ictim, gecti. Prof. Dr. Johnnie Walker. Hem dahiliye, hem psikiyatri... alan yasadi valla.

- Bahar geldi dedik, geldi iyi guzel de, hemencecik geri gitti. Kis, yagmur, camur. Camur gibi bi cuma aksami. Ofiste gecen hamur gibi bi cuma aksami.

- Kumpirella yi, Kumpirella mi dusunerek mutlu oluyorum. Kumpirin tatli hali. Disi milfoyden, ici kakaodan. Ister siyah, kara kakao, ister beyaz. Icine ekleyebileceginiz secenekler efenim: kuru meyve, taze meyve, hindistancevizi, findik, fistik...

- Raki dusunup bira icmek, hem de cokca icmek gibiydi bazi seyleri gormek.

- Akgun Hocam, sorry. Ama bence insan kalbi bi ada degil aslinda, bi deniz. 1900 Efsanesi nin dahi piyanisti Tim Roth un da, hayati boyunca bi gemide yasadiktan sonra, karaya adim atmaktan korkmasinin sebebi de buydu zaten.

- Bi sey nasil baslarsa oyle gidermis. Saka gibisin be Nisan...

Tuesday, March 23, 2010

Ananem : Varan 3, 4 ,5 ...

B: Ben A: Anane AN: Anne
Pazar günü eve - görece- geç gelinmiş ve kızgın boğa bir anneyle karşılaşılmıştır. Çünkü anne tüm evi kendi başına temizlemek durumunda kalmıştır.

1
AN: Aferin! Sağol! (anne hışımla salona gider, gözden bi süre kaybolur)
B (olanca şaşkınlığıyla): Noldu ki ne?
A: Akşamacin çalıştı, hışir oldu hışir!
B: Hm...akşamacin hışır olma durumu..
A: Heh, hiç vakit kaybetme, yaz bunu da hemen tık tık!
B: Nereye yazayım?
A: Yazıyosun ya hemen bilgisayara! (burda yazma hareketleri yapıyo "tık tık":)
B: Ünlü yapıcam seni anane, saraylarda yaşatıcem, dedeler sıra olucek kapında.
A: İstemiyrim, istemiyrim, deme bana öyle kötü laflar! (ama gülüyo bi yandan) güldürmeeee!



2
Anane Sözlüğü
Yaloz: Yalnız
Büğday: Buğday (Kimse bu kelimeyi ananemden daha zarif telafuz edemez.)
Domatiz: Domates
Of felek of: İyiyim
Paluze Pastanesi: Sosyalleşmek, hava almak


3
Ananeyle bi yandan Kavak Yelleri izlenmekte, bi yandan sohbet edilmektedir.
B: Anane ya, gel senle Paluze'ye gidelim, bakalım..
A: Neye bakicaz?
B: Dedelere.
A: Konuşma öyle laflar! Ben sevmiyorum öyle çirkin lafları!
B: Taam anane yaw, bi şey demedim.
A (birden tv ye kilitlenir) :Aaaa Aslı öbür çocuğu bıraktı da bununla mı işi pişiriyo bak bak!
B: Abbovvv, melek yüzlü şeytan! Anane böle laflar konuşma, ben sevmiyorum onları hehe.
A (dizide Aslı ve Deniz öpüşürken-- anane kopmuştur): ...boyunuz posunuz devrilsin sizin...


4
Ananem ve Ben

-Cumaları ananemle Beyaz Show'u izlemeye çalışırız. Denk getiremediğimiz zamanlarda, ananeme Beyaz'ın spastik program dansını yaparım, o da güler. Ben dans ederim, o güler... Çok korkuyorum, bi gün karnındaki kütle o gülerken coşacak da, katıla katıla acile koşucaz diye.

- Ananemle her şeyi konuşurum. Hak vermese de anlar. Anlamazsa, sorar. Anlayana kadar zorlar.

- Ben susarım, ananem bilir.

- Ben susarım, ananem anlar.

- Ananem bence hapçı, ama farkında değil. Yasal hapçı. Nur yüzlü, beyaz saçlı ya, kimse konduramıyo. Halbuki devamlı elde bi torba, hap atar, hap tutar...5 gün yanlışlıkla dil altı hapından almış. Biz bunun yanlışlıkla olmağını, ananemin kafa olmaya çalıştığını düşünüyoruz. (Bizden kastım, ben ve sezgilerim.) Fark etmesek, dil altı hapını hüpleticekti 1 haftada.

- Ananem, Beşiktaş'tır. Eski Hal'de 1 kg domates için 3 tur atmaktır. Sabah kahvaltısında "eskiciiieeeaaa eskiciyyyeeeee" sesiyle uyanmaktır. Rafadan yımırtadır, tam yağlı sert beyaz peynirdir. 5 kat merdiven çıkıp, damda yün yıkamaktır. Zamanında birinin dediği gibi, anane iki kere annedir.

- Ananemin baş örtüsünü çekiştirmek ve önden bir iki beyaz bukle çıkarmak benim hayattaki en büyük zevklerimden. O da alıştı artık buna. Bir iki buklenin onu cehenneme götürmeyeceğinde hemfikir. Hem öyle bile olsa diyorum ona "yakın olurduk azcık be anane"..

Sunday, February 14, 2010

Ananem volume 2

A: Ananem B: Ben

I
Ananem her zamanki asilzade havasıyla kahvaltıda hiçbir şey yememekte, katatonikler gibi durmakta, ramazan forever kıvamında hayatına devam etmektedir.
B: Anane, al bak bu senin tabağın.
A: Hangisi? kuçük olan mı bıyik olan mı?
B: İkisi de anane, saat olmuş 12, daha kahvaltı yapıcan..
A: Şimdi ikisi de benim mi??
B: heee
A: Öldüysen allaha yalvar!
B: En yakın deyimler sözlüğü lütfen.

II
A: Kollara bak! iskeletin çıkmış.
B: Anane, senin katarakt ameliyatını öne mi alsak acaba, hı?
A: Eskiden ne güzeldin, bığıl bığıldın!
B: ........
...............................
Hm... bunu dombili kelimesi yerine mi kullandın sen acaba? Zaten "kızım seni gürbüz çocuk müsabakasına sokalım" diyen bir annenin annesinden de bu beklenirdi, hıh. Hepiniz aynısınız.
A: Hayır, hiç de öyle bi şey dimedim! yalan konuşma şimdi!
B: Öyle olsun... bığıl bığılmış...

III
Ananem ısrarla fıtık ameliyatı olmak istemekte, ama yaşı itibariyle bu durum bizi endişelendirmektedir. Aslında kendisi de pek gönüllü değildir de, işte..
B: Anane, doktora gitmişin bugün. Doktor oynak beyinin ameliyatla alınabileceğini söylemiş?
(editörün notu: oynak beyi = alınması gereken, ananemin sıkça şikayet ettiği, boyuna hareket eden mide boşluğu kütlesi).
A: Heee, öyle dedi.
B: Kalsın orda be anane, gül gibi yaşayıp gidiyonuz işte..
A: Oldu!! Yok! alınsın o!!
B: O zaman hadi kalk gidek yarın doktora, hemen alsınlar oynak beyini, izin alıyorum işten yarın için, he?
A: Dur bi eve gidelim, çay koyalım da..
B: Nasıl yani canım?
A: Dolma sarmam da lazım..
B: Okeyto.


IV
Haftasonu konser dönüşü eve geç varılmıştır. Azarlanacağını ve somurtuk suratlarla karşılaşacağını sanan Ben, ev kapısı açıldığında gülmekten katılan bir anane ve kardeşle karşılaşır. Çünkü kapıyı açan anne, suratına Gulyabani'den bozma, çakma Chucky kıvamında, üzerinde korkunç bi göz deseni olan bir gözlük takmıştır. Gülünen obje de, tabi ki inme inen Ben'imdir. İşte bu da böyle bir aile...
B: Anane hiç yakışıyo mu sana, nur yüzlü şeytansın vallahi billahi..
A: ahahahahahahahahahahahahahahahaha nerdeydin sen? iyi kız, erken geldin. (??!^+^&!! evde kavram karmaşası+%&%).
B: İşte Beyoğlu'nun arka sokaklarında gezdik arkadaşlarla falan..
A (gülme krizi biter, başka krizler başlar): Ne Beyoğlusu??? allah yazdıysa bozsun!
B: Sonra da Tarlabaşı, Dolapdere falan işte.. çekirdek çitledik.
A: Git işine be!

V
B: Naber anane, iyi misen?
A: Zamanım yok kızım, zamanım yok...

B: Nassın anane?
A: Ölmüşüm ben, ben ölmüşüm...

B: Anane nörüyon? Neden konuşmuyon?
A: Ne duydum da ne konuşayım?

B: Anane, günün nasıl geçti?
A: Oturdum, kalktım, oturdum, kalktım...

VI
Küçük kardeşin çektiği fotoğraflara bakılırken, ananem kendi resmini görür...
A: Abbbbovvvvvv kim bu mezar kaçkını, hortlak gibi!!!...
B: Anane, katarakt diyorum, ameliyat diyorum...
A: Ben miyim bu?
B: Sensin ananecim.
A: Ben ölmüşüm, ben ölmüşüm...
B: Sen hepimizi gömersin anane.

Wednesday, February 3, 2010

Ananemden...

B: Ben
A: Ananem
AN: Annem

1
B: Diing doong ! (ofis çıkışı gece 2'de evin kapısı çalınır)
5 DK SONRA
A: Kim o??
B: Anane benim!
A: Sen kimsin??
B: Torunun denen
A:...
B: Anane ya, benim açsana!
A: Kimsin sen??
B: Ben ya!
A: ???? Kimsin??
B: Sapık!

ve kapı anında açılır.

2
B: Anane nasılsın?
A: Ne iyi ne kötü.
B: Anane bi kere de değişik bi şey şöyle yaaa..
A: Bi öle bi böle..
B: Ooof of!
A: Of felek of...

3
Giyinilmiş edilmiş, ayna karşısında prova yapılmaktadır.
A: Fıstık gibi oldun, fıstık! daha rejim meyim yapma!
B:Anane ne fıstığı yaaa, yer fıstığı mı bu, kütük kaplama Ciresun fıstığı mı?
A: Dal gibi oldun dal
B: Anane sen şimdi kataraktsın de mi?
A: He ya
B: Ameliyat olana kadar 4 yıl önceki gözlüğünü kullanıyon, onu değiştiremiyon de mi?
A: He ya
B: Got you anane.

4-
Anne (A), kızı (AN) ve torunu (B) 3 nesil halinde konuşmaktadır.

AN (kızına doğru savurur): İçme sigara, sigara içme! Genç kız sigara içmez! (genç kızdan kasıt, yaş 28...)
B: Ananem de eskiden içiyomuş ama, de mi anane?
A: ...... (gergin bakışlar)
B: Babasının sigaralığından araklıyomuş arada
A:.........................(yalvaran bakışlar)
B: Hatta 2 yıl önce daha, ben Ameriga'dan tatile geldiğimde yakmıştık bi dene birlikte..di mi anane?
A: İlacım nirde benim?
AN: ??Anne!!??
A: Bilmiyrim ben bi şey bilmiyrim!
B: Hatta ananem 40 yıllık tiryaki gibi içmişti allllah belamı versin
A (ve anane koyverir): Şimdi babamın bi gümüş sigaralığı varıdı, pek güzelidi..ortada bırakırdı..ev de küçüktü hani...biz de oynarıdık..sigaralık da ordaydı....işte öle bi şey..
B: Eee ananeee?
A: Hafifti zaten..tütün,tütün be, sigara değil...
B: Yakak mı bi dene?
A: Yok, ilaç içdimdi ben.

5-
B: Yok yok, evde kaldım ben anane ya..
A: Bulursun bi kısmet hayırnısıynan işşşşalllah!
B: Yok be anane.. Hani geçenlerde Kiralık Sevgili diye bi film izledik ya sennen?
A: He?
B: Diyorum ki, sen bana emekli aylıklarından acuk versen?
A: Eee?
B: Ben de kiralık sevgili alsam?
A: Git allaanı seversen be!
B: Neden ayol, hem pratik olurdu. Customize your love
A:.....
B:???
A: Ne demek istedin şimdi sen?
B: I love you anane...

Thursday, January 28, 2010

İcatlar Volume I

- Söz & Eylem Eşitleyicisi/Word & Action Equalizer:
Fikir: Sözler ve eylemler bir olacak.
Artık söz gider Mersin'e, eylem gider tersine durumu yok. İnsanoğlu artık dediğini yapacak, yaptığını diyecek.

- Perceptioff
Fikir: Perception vs. Deception : PERCEPTIOFF
Algıda seçiciliğin bir adım ötesi, algıda ezicilik.
Bu kartı beynimize ya da şimdilik gözlüklerimize yerleştiriyoruz. Sadece, ulaşabileceğimiz, ulaşmamızda sakınca olmayan, cebimize/karakterimize uygun olan ürünleri/ insanları görüyoruz. Mesela asgari ücretten hallice olan arkadaşlar Diesel ürünlerini görmüyor, Arnavutköy'deki caanım balık restoranlarını görmüyor, George Clooney'i görmüyor...

- Clogger
Fikir: Kamuya açık tuvaletlerdeki duvar yazılarını dijital ortama taşıyoruz.
Tuvaletteyken, asıl amacını aşıp duvara oraya buraya yazan çizen bünyeler, orada bulunan ekrana yani Clogger sitesine yazıyor, çizdiklerini yolluyor.

-coming soon...

Tuesday, January 26, 2010

Teoriler

- Çok güneşli ya da çok karlı havalarda, havanın bir hayli çekici coşkusundan mıdır nedir, çalışmak imkansızdır. Karlı hava tatili misali, güneşli hava tatili de zaruridir.

- Doğumu zor olan şahıslarda (misal forseps kullanımı), beynin büzüşen yerleri yakınlaştığından, o alan daha iyi çalışır. Büzüşük noktalara giden ezilmiş yolda ise durum farklıdır: bu bölümün diğer kişilerdekine oranla daha zayıf olacaktır. Bir hayli zayıf...

- Türkiye'nin ihtiyacı olan pırıl pırıl gençlerimizin Facebook'da kuracağı bir siyasi partidir. Partinin adı da muhtemelen "After Party" olacaktır.

- 25 - 35 yaş aralığında, büyük şehirlerde yaşayan kadınlar ve erkeklerde evliliğe giden süreç yaşla ters orantılıdır. Ötesini bilemiyorum kardeşim.

Tuesday, January 19, 2010

18 Ocak 1973 - 2 Haziran 2009


Dün akşamdan sonra, bugün reklam fikrimin beğenilip beğenilmemesi, 1.5 kg verip 4 kg almam, istediğim elbiseye kavuşamamam gibi "gibi gibi vs" diye geçiştirilebilecek şeyleri ne kadar önemseyebilirim ki?
Hava soğuk, sabahtan beri karanlık. Dışarda kar, içi seni dışı beni yakar.
Dün akşam CRR'de, Ceren Necipoğlu anısına düzenlenen bir konser vardı. 18 Ocakta, yani Necipoğlu'nun doğumgününde.
2 Haziran 2009 tarihinde, Brezilya açıklarında kaybolan uçaktaydı Ceren Necipoğlu. Rio de Janeiro'ya konser vermeye gitmişti. Çok başarılı bir arp sanatçısı, çok sevilen bir eğitimci, çok güzel bir insan...Hocasının deyimiyle, "şu anda okyanusta inatla dalgalarla boğuşuyor".
Dün akşam, broşürü okumaya başlamamla birlikte gülümsemem ve ağlamam bir oldu. En etkileyici ayrıntılardan biri, ne broşürde ne Ceren Necipoğlu'nun konser kayıtlarının yer aldığı "Bir Kitap Gibi" CD'sinde, sanatçının ölümünden bahsedilmemesiydi. Onun hakkında hiçbir fikriniz olmasa ve metni okusanız, anlamazdınız bile vefat ettiğini.
Çocukluk ve gençlik görüntülerinden oluşan belgeselde, ailesinin, arkadaşlarının, meslektaşlarının ve öğrencilerinin konuşmaları, Necipoğlu'yla olan anıları da vardı. Ardından öğrencilerinin ve meslektaşlarının (Şirin Pancaroğlu gibi...) arp resitalleri ve Ceren Necipoğlu'nun şahsen tanıştığı ve eserlerini mutlulukla yorumladığı dört bestecinin de orada olması... Bu geceye kesinlikle Selpak sponsor olmalıydı.
Ama ne mutlu ona ki, sevenleri, ailesi, arkadaşları dışında; çaldığı her parçayı, her notayı dün akşam ona gönderen, çalarken gözleri dolan, sahnede kendilerini zor tutan öğrencileri ve onun hakkında konuşurken sesleri titreyen - benim bildiğim- dört önemli besteci var. En önemlisi de bu olsa gerek: başından sonuna anlamlı bir hayat sürmek.
Sonuçta herkesin anlamı kendine...
Ama kimileri daha cömert bazı bazı.
Onların anlamı herkese anlamlı.

Ağlamak

İnsan uzun süre ağlamayınca, nasıl ağladığını unutuyor...Ve sonra görüyor ki, ağlamak da biçim değiştirebiliyor, hem de aynı "yüzün" üzerinde.

Yaş ilerledikçe ses daha az çıkar sanki, derinlere gömülür. Çıkmaya çalıştıkça kısılır, tekler, bile bile tökezler. Korkudan. Korku, bilinçli bir şeydir, korkak olduğundandır ki bunu söyleyemez, suçu başkasına atar: korkulana.

Gözlerse daha çok yanar. Bir şeyler daha çok batar.
İnsan büyüdükçe, ağlarken elleri kolları çocuklaşır. Bilemezsin onları ne yapacağını! Kemiksizleşirler birden, eklemsizleşirler, kan dolar her yerlerini, kendi başlarına hareket etmek isterler!

Akacak kan damarda, akacak yaş gözde durmaz.
Bırak, gitsin.

Thursday, January 7, 2010

Gerçekler II

- Bilgisayar karşısında bilgiyle alakalı hiçbir şey yapmıyorken "rahatsız etme, işime derinlemesine konsantreyim, dağıtanı keserim" bakışı atabilme gibi allah vergisi bi yeteneğim var.

- Erteliyorum, şimdiki zamanı muhatap kabul etmiyorum.

- Yazmak, hayata yazmak, açık açık, korkusuzca, fütursuzca...

- Yüzümde, aynaya bakınca benden saklanan, gözlerimin etrafında koşturup kuyruğuyla burnumu gıdıklayan 2 sincap olduğuna yemin edebilirim.

Monday, January 4, 2010

Gerçekler

- Evden Shakira saçlarla çıkıyorum, ofise Yıldız Tilbe olarak varıyorum. (Bkz. 2 saatlik yol)

- Günde toplam 6 araçla işe gidip geliyorum. Bi doktora programına başvurup, yolda harcadığı zamanda doktora programı bitiren ilk Türk baaayanı olma yolunda bi adım mı atsam acaba?

- Evden çıktığımda odamda, salonda, mutfakta, bir yerlerde müzik çalsın, çalmaya devam etsin istiyorum. Eve döndüğümde, duvarlara müzik sinsin diye...

- Üç noktalardan uzaklaştım. Fazla dramatik bulmaya başladım onları. Et lafını koy noktanı kardeşim, ne o öyle "söyleyecek lafım vardı" ayakları. Bu kalp unutur seni sonra, inatla unutur ardına da dönüp bakmaz.

- Bu aralar farklı bir yere gitmeye ihtiyacım var. ŞART, gitmem şart. Şu kelimenin hakkını vermeyeli uzun zaman oldu. Adalar'da 1-2 gün kalmayı bile gitmekten sayar oldum! Hayır, alım gücüm de yok ki, Shop&Miles'a başvurayım, ben harcadıkça miller biriksin... AKBİL'de böyle bir sistem olaydı, şimdiye elli kere İspanya'ya gidip gelmiştim o ayrı.

- Ben değil ama pazartesi sendromu iş başında.

- İETT'den cama ve tutacaklara yapışabilecek bir otobüs yastığı istiyorum. Marka adı da benden hadi..."Yasato". Japonlar'la işbirliğine gidilebilir. Onlar da bizi seviyoo zaten.

- Güneş gözlükleri. Karanlık gözlüğü de olsa? Sis gözlüğü? Darkglasses, funglasses, light glasses? Bu gözlük, gözleri güneş ışığından değil de karanlıktan korusa, içeri ışık verse? Şık olur bence. Özellikle Londra'nın kasvet denizi havasında iyi giderdi.

Comin soon...