Friday, June 24, 2011

Ananem Olmadan Asla


Ananem, Google Translate'deki Türkçe sesli çevirinin, Kore'msi otomatik erkek sesini ( ay yoruldum) "komünist" olarak görüyo.
Başrollerde ananem, klavyede Google olarak kardeş İdil.

Ananem: A
Ben: B
Kardeş: K
Google Adam: GA



GA: Napı..yorsun.. Fohriye? Ne... zaman... bakacaksın... acaaaba... dedelerrrea?
A: Geldi komünist yine!
B: Neden öle diyosun?
A: Biliyi her şeyi!
GA: Bebi... şim... neden... öyle... diyorrrrsun? Komnist... komnist... komnist.
A: Bak duydu yine!
B: İdil, sen de bu kadar paranoya yaratma istersen.
K: euehuehuehuehuehue
GA: Delirdiy...sen...alla...ha..yal..var Fahriyea.
A: Ben hiç sevmiyrum bu adami! geldi yine! Hırlak...
B: Eeuehuhe "hırlak" is back.
A:Yazıyosunuz di mi bunları oraya tık tık?
K: He ya...
GA: Yazıyoruz Fohriye. Ünlü.. olacaksın... o evlilik... programlarına... çıkıcaz senle...bebbişim.
A: Delirdiysen allaha yalvar!

-fin-





Wednesday, May 18, 2011

Anneler ve Ananeler

Ben: Anneeaa, sergide Kendinden Muhabbetli Rakı Sofrası'nın masa örtüsü var biliyo musun??
Anne: Hangi kumaştan?
Ben: Nası yani?
Anne: Yıkanınca ne olacak o?
Ben: Ne diyon anne?
Anne: 3 ay dayanması lazım. En az.
Ben: Sergi? İş? Öpcük, tebrik neyim?
Anne: Uyduruk bi kumaştan yapmadınız inşallah.

*

Ben: Ananem İdil'i doğduğundan beri sevmiyo zati.
İdil: Evet, hiç sevmiyi beni.
Anane: Öle laflar konuşmiyin.
Ben: Hep erkek torun istemiş aslında ananem.
İdil: Evet, irkek olsun istemiş.
Anane: Gokçee, ben sevmiyrum o lafları.
Ben: Aaa ne dedim ki şimdi ben?
Anane: .ok püsür...

(Sözde sansür sebebi: Kahraman ananem. Bunu yazdığımı görse kafamı kırar. Bari kafanın bi kısmını kurtarayım.)

*

Thursday, May 12, 2011

Ananem ve hırlak

B: Anane açayım mı seninkini?
A: Kimi?
B: Hani sizin oraların türküsü var ya?
A: Neymiş o?
B: Çalayım dur...
(Grup Vitamin'den bol sümkürmeli bol balgamlı "Maganda" başlar)
A: Çalma o hırlağı, sinir oliyrim ben oğa!!
B: Aaa ananem bi şeye sinir oliyi. Neye sinir oluyosun?
A: O hırlağa işte hırlak o hırlak.
B: Anane, hırlak..?
A: Bu çalana denir hırlak!

Değirmen Hikayesi

Aylarca bekletip son güne bıraktığım değirmen yazım için (değirmen hakkında hikaye yazma durumu) çayımı koydum (demli demli), netbook'umu (henüz taksitleri bitmemiş olan netbook'umu-bu bilgi önemli) önüme aldım (gece yarısı tabii ki) ve henüz doğmamış yazımın başına oturdum.
Yazdım biraz.
Mezzo'yu da açtım, klasik müzikle havaya, havalara girdim.
Sonra çay netbook'a döküldü.
Netbook kapandı.
Yazı kapandı.
O sırada kendi yazısını yazan (anneyle aynı projede olma durumu) annem yazısına devam etti, bana taziyelerini ileterek.

Olaydan 10 dk sonra, gülmekten koridorda yürüyemeyen birini gördüm sanki.

Anne: Euheuheueuee
Ben: Anne, bi süre bu evde gülmesek?
Anne: Eeuheuheue
Ben: Nooldu ki ne? Sen yazını yazsana, beni benimle bırak giderken.
Anne: Şimdi sen değirmeni yazıyodun ya...euheueue...
Ben: Eee?
Anne: Şimdi bu tam da şey olmadı mı...euheuehueueheeuhuheu
Ben: Ne olmadı mı? Anne ya, ben dayanabileceğimden emin değilim.
Anne: Tam da "bu değirmenin suyu nerden geliyi"nin cevabı olmadı mı??
Ben: ...
Anne: Eeeuheuheeuehueueue, çay alcam, istiyin mi?

Tuesday, February 15, 2011

Hayat

B: Anane, sen hepimizi gömersin...
A: Töbe de, imana gel.

B: Anane, iyi misin?
A: Tıksırıcam, tıksıramiyrim.

A: Kime yazıyon onları?
B: İnternettekilere.
A: Hatıra defterine yazıcan zannettim. E kim okiycak onu?
B: Herkes.
A: Okusun! Kötü bi şiy dimedim ki...