Tuesday, October 14, 2008

Reklam Yazari Sendromlari

I-Kor Ask

Yazar fikri bulmaz, fikir onu bulur.
En beklenmedik anda; cantada brief bir bankta yalniz basina otururken, Turk olundugu durumlarda tuvalette sifonu cekmek uzere hazirlanirken buluverir fikir yazarini. Kirmizi ampuller yanar yazarin kafasinda. Kalp atislari hizlanir, mideye yumruk gibi inmeye baslar kristal elmalar.

Ilk bakista ask gibidir, ilk akla geliste fikir. Yazar kor olur, ne noksanini gorur fikrin ne de ona disardan bakabilir. Kreatif direktorler, art direktorler, emektar musteri temsilcileri uyarir onu, gozunu acmaya calisir. Yazar bana misin demez. Ille de bu, ille de bu diye inat eder. Gerekirse onun icin cevresindekilerle catisir. Ne gorseller ne metinler istemistir onu da, yazar yine kalkmis bu fikrin pesinden gitmistir. Vardir bir bildigi ama iki de bilmedigi.
Zaman gecer. Yazar, fikirle arasinda gorus ayriliklari oldugunu fark eder. Basta kabullenmek istemez, brief’i suclar, musteride hata bulur, ama nafile. Kosar kreatif direktorune ‘sen oldurdun, onu sen oldurdun!’ diye cirpinir. Ama bir sure sonra tikanir kalir. Fikrin aciklarini gormeye baslar. Direnir, duruma aciklama getirmeye calisir. Yok, olmaz. En sonunda buruk bir sekilde veda eder fikrine yazar. Disardan bakmaya baslamistir nitekim ona. Aci olur ayrilmalari. Ama dogrusu da budur. Simdi yeni asklar pesinde kosma zamanidir, bir oncekinden ders alarak.

Kurbaga Bacagi Teorisi

Kurbaga Bacagi Teorisi

Orta okul lise yillarinda, yasitim olan herkesin dusundugu gibi dusunurdum ben de, bu kadar matematik bu kadar fen neden goruyorum, bu 10 sayfalik teoriyle ya da enzimlerin hayat hikayesiyle ileride ne isim olucak diye. O kadar bilgiyi akilda tutmak yeterince yorucu degilmis gibi, bir de anlamsizliklarina kafa yorardim. Gecti gitti guzelim yillar kurbaga bacagiyla, Oklid ucgeniyle. Yalan mi?

Pek de degilmis aslinda. Sagolsun dayim aydinlatmisti beni, gidermisti yillarin merakini. Bu bilgilerin pratikte ise yaramasa da kisiye belli bir bakis acisi kazandirdigini, gelisme caginda zekayi gelistirdigini, su ana kadar insanoglunun geldigi noktayi gosterdigini ve bu bilgi birikiminin yenilerini algilamak icin zemin olusturacagini soylemisti.[1]

“Vay be” diyebilmistim. Kurbagalar daha bir hayatin icinden gelmisti sonra. Oklid de yakisikli adamdi hani.

Bazi iliskiler, nam-i diger ilismeler de, icinden sozde gereksiz bilgi fiskiran lise mufredati gibi iste, farki yok[2].

Zaman gelir, herkes kendi Oklid’ini bulur, buldugunu sanir. Oklid’in ucgeni bir nevi iliskide vucut bulur. Bu sefer de hesap yanlis cikar: yanlis adam, yanlis adim. Kimisi de oper oper, karsidaki hep kurbaga kalir. Ama kendi ayagiyla gitmistir o kurbagaya, kimsenin bacagini suclayamaz bu sefer. Bu tip hatalarin, deneyimlerin, yasanmisliklarin ve yasanmamisliklarin, insanin geleceginde ya da simdiki zamaninda pek yeri olmaz, dogru. Gundelik hayata eklediginden cok cikarir, can sikar, hafizayi mesgul eder. Sucluluk hissettirir. Salak hissettirir. Fakat diger bir acidan, kisiye yeni bir bakis acisi kazandirir ve bir sonraki iliski icin zemin hazirlar. Bazi durumlarda, zekayi gelistirdigi, asiri saflik durumunda adami aydigi bile soylenebilir. Iste kurbaga bacagi, iste Oklid. Hayatimizda direkt kullanamiyoruz ama dolayli yardimini goruyoruz.

Kurbaga Bacagi Teorisi’nin sozde gereksiz iliski deneyimlerine teknik uyarlanisi, iki gruba yoneltilebilecek ortak sorularda gizlidir[3].

Bu bilgiyi neden ogrendim/Bunu neden yasadim?
Bu bilgiyi nerede kullanacagim/Bu insani hayatimin neresine koyacagim?
Bu bilgiyi kullanacak miyim ki/Bu insani bir daha gorebilecek miyim ki?
Bu anlamsiz bilginin ozelligi nedir allah askina/Ben bu salakta ne buldum ya?

Anafikir: Baska gereksiz gelen, basibos iliskilerin bile insan hayatinda bir anlami vardir. Getirisi hemen anlasilmaz; sonuclar uzun vadelidir ve saglam temellidir.
‘Birak ya, biz bizeyiz surda’ tipi anafikir: Tamam yaptik bir hata, bir dahakinde kafayi kullanicaz iste.

[1] Bendeki zeminin cok saglam oldugunu zannetmiyorum. Kisisel bir durum.
[2] Ibrahim Tatlises edasiyla (bkz Agri Dagi Cano Cano), “Baglan evladimmm!’ diyorum yazinin temasina.
[3] Bilemiyorum, cumle oyle gelisiverdi iste.