Tuesday, January 19, 2010

18 Ocak 1973 - 2 Haziran 2009


Dün akşamdan sonra, bugün reklam fikrimin beğenilip beğenilmemesi, 1.5 kg verip 4 kg almam, istediğim elbiseye kavuşamamam gibi "gibi gibi vs" diye geçiştirilebilecek şeyleri ne kadar önemseyebilirim ki?
Hava soğuk, sabahtan beri karanlık. Dışarda kar, içi seni dışı beni yakar.
Dün akşam CRR'de, Ceren Necipoğlu anısına düzenlenen bir konser vardı. 18 Ocakta, yani Necipoğlu'nun doğumgününde.
2 Haziran 2009 tarihinde, Brezilya açıklarında kaybolan uçaktaydı Ceren Necipoğlu. Rio de Janeiro'ya konser vermeye gitmişti. Çok başarılı bir arp sanatçısı, çok sevilen bir eğitimci, çok güzel bir insan...Hocasının deyimiyle, "şu anda okyanusta inatla dalgalarla boğuşuyor".
Dün akşam, broşürü okumaya başlamamla birlikte gülümsemem ve ağlamam bir oldu. En etkileyici ayrıntılardan biri, ne broşürde ne Ceren Necipoğlu'nun konser kayıtlarının yer aldığı "Bir Kitap Gibi" CD'sinde, sanatçının ölümünden bahsedilmemesiydi. Onun hakkında hiçbir fikriniz olmasa ve metni okusanız, anlamazdınız bile vefat ettiğini.
Çocukluk ve gençlik görüntülerinden oluşan belgeselde, ailesinin, arkadaşlarının, meslektaşlarının ve öğrencilerinin konuşmaları, Necipoğlu'yla olan anıları da vardı. Ardından öğrencilerinin ve meslektaşlarının (Şirin Pancaroğlu gibi...) arp resitalleri ve Ceren Necipoğlu'nun şahsen tanıştığı ve eserlerini mutlulukla yorumladığı dört bestecinin de orada olması... Bu geceye kesinlikle Selpak sponsor olmalıydı.
Ama ne mutlu ona ki, sevenleri, ailesi, arkadaşları dışında; çaldığı her parçayı, her notayı dün akşam ona gönderen, çalarken gözleri dolan, sahnede kendilerini zor tutan öğrencileri ve onun hakkında konuşurken sesleri titreyen - benim bildiğim- dört önemli besteci var. En önemlisi de bu olsa gerek: başından sonuna anlamlı bir hayat sürmek.
Sonuçta herkesin anlamı kendine...
Ama kimileri daha cömert bazı bazı.
Onların anlamı herkese anlamlı.

Ağlamak

İnsan uzun süre ağlamayınca, nasıl ağladığını unutuyor...Ve sonra görüyor ki, ağlamak da biçim değiştirebiliyor, hem de aynı "yüzün" üzerinde.

Yaş ilerledikçe ses daha az çıkar sanki, derinlere gömülür. Çıkmaya çalıştıkça kısılır, tekler, bile bile tökezler. Korkudan. Korku, bilinçli bir şeydir, korkak olduğundandır ki bunu söyleyemez, suçu başkasına atar: korkulana.

Gözlerse daha çok yanar. Bir şeyler daha çok batar.
İnsan büyüdükçe, ağlarken elleri kolları çocuklaşır. Bilemezsin onları ne yapacağını! Kemiksizleşirler birden, eklemsizleşirler, kan dolar her yerlerini, kendi başlarına hareket etmek isterler!

Akacak kan damarda, akacak yaş gözde durmaz.
Bırak, gitsin.