Wednesday, May 30, 2012
Eurovision Özel - Karabay Edition
Ve Rus nineler sahnede.
Ben: Ananeeee! Altın yımırtlayan tavıkmışsın sen meğer!
Anane: Ne tavığı?
Ben: Karadeniz tavığı... ah be! Nasıl aklıma gelmedi bu...
Anane: Gokce, ben o kullandığın lafları hiç anlamiyrim.
Ben: Diyorum ki nene diyorum, Rus diyorum, senin neyin eksik diyorum...
Anane: Bi o kaldı! Ne güzel olur.
Ben: Anane, söylemesen de olur sesine güvenmiysen. Dans edersin, olma mı?
Anane: Delirdiysen allaha yalvar!
Ben: Ama fark yaratmamız lazım. Dede veririz yanına?
Anane: Dedeler senin kaynatan olsun!
*
Anne, Eurovision karşısında kuru yemişlere ana yemek muamelesi yapıyor; yiyor, yiyor, yiyor.
Ben: Annecim, dikkat etsen biraz?
Anne: .....
Ben: Anne, yemesen daha? Bak, fıtıkçıya gitmen gerekecek yine.
Anne: ...
Ben: Bi de kulak doktoruna. Duymiyi misin?
Anne: Ha? Ne? Ben televizyona diyosun sanmıştım.
Ben: Nasıl?
Anne: Televizyonla konuşuyosun sanmıştım. İspanya çıktı ya, ondan.
Ben: İspanya diyosun...
Anne: Evet... Televizyonla konuşur gibiydin.
Ben: Televizyonla konuşur gibiydim... Biz neden böle olduk ya..
*
Ukraynalı kız sahnede, anne mutfakta.
Baba: Aaaa!
Ben: Noldu buba??
Baba: E bu Ukraynalı gibi değil bu!
Ben: Nası yani?
Baba: E melez gibi bi şey bu ya, Ukraynalı gibi değil...
Ben: ...
Baba: Neden öyle olmuş ki...
Ben: Üzüldün galiba? hehe.
Baba: Hayır, Ukraynalı gibi değil, anlamadığım o...
Ben: Annem mutfakta olmayaydı şimdi anlatırdı sana neden öle olmadığını onun...
Subscribe to:
Posts (Atom)
