Thursday, January 28, 2010

İcatlar Volume I

- Söz & Eylem Eşitleyicisi/Word & Action Equalizer:
Fikir: Sözler ve eylemler bir olacak.
Artık söz gider Mersin'e, eylem gider tersine durumu yok. İnsanoğlu artık dediğini yapacak, yaptığını diyecek.

- Perceptioff
Fikir: Perception vs. Deception : PERCEPTIOFF
Algıda seçiciliğin bir adım ötesi, algıda ezicilik.
Bu kartı beynimize ya da şimdilik gözlüklerimize yerleştiriyoruz. Sadece, ulaşabileceğimiz, ulaşmamızda sakınca olmayan, cebimize/karakterimize uygun olan ürünleri/ insanları görüyoruz. Mesela asgari ücretten hallice olan arkadaşlar Diesel ürünlerini görmüyor, Arnavutköy'deki caanım balık restoranlarını görmüyor, George Clooney'i görmüyor...

- Clogger
Fikir: Kamuya açık tuvaletlerdeki duvar yazılarını dijital ortama taşıyoruz.
Tuvaletteyken, asıl amacını aşıp duvara oraya buraya yazan çizen bünyeler, orada bulunan ekrana yani Clogger sitesine yazıyor, çizdiklerini yolluyor.

-coming soon...

Tuesday, January 26, 2010

Teoriler

- Çok güneşli ya da çok karlı havalarda, havanın bir hayli çekici coşkusundan mıdır nedir, çalışmak imkansızdır. Karlı hava tatili misali, güneşli hava tatili de zaruridir.

- Doğumu zor olan şahıslarda (misal forseps kullanımı), beynin büzüşen yerleri yakınlaştığından, o alan daha iyi çalışır. Büzüşük noktalara giden ezilmiş yolda ise durum farklıdır: bu bölümün diğer kişilerdekine oranla daha zayıf olacaktır. Bir hayli zayıf...

- Türkiye'nin ihtiyacı olan pırıl pırıl gençlerimizin Facebook'da kuracağı bir siyasi partidir. Partinin adı da muhtemelen "After Party" olacaktır.

- 25 - 35 yaş aralığında, büyük şehirlerde yaşayan kadınlar ve erkeklerde evliliğe giden süreç yaşla ters orantılıdır. Ötesini bilemiyorum kardeşim.

Tuesday, January 19, 2010

18 Ocak 1973 - 2 Haziran 2009


Dün akşamdan sonra, bugün reklam fikrimin beğenilip beğenilmemesi, 1.5 kg verip 4 kg almam, istediğim elbiseye kavuşamamam gibi "gibi gibi vs" diye geçiştirilebilecek şeyleri ne kadar önemseyebilirim ki?
Hava soğuk, sabahtan beri karanlık. Dışarda kar, içi seni dışı beni yakar.
Dün akşam CRR'de, Ceren Necipoğlu anısına düzenlenen bir konser vardı. 18 Ocakta, yani Necipoğlu'nun doğumgününde.
2 Haziran 2009 tarihinde, Brezilya açıklarında kaybolan uçaktaydı Ceren Necipoğlu. Rio de Janeiro'ya konser vermeye gitmişti. Çok başarılı bir arp sanatçısı, çok sevilen bir eğitimci, çok güzel bir insan...Hocasının deyimiyle, "şu anda okyanusta inatla dalgalarla boğuşuyor".
Dün akşam, broşürü okumaya başlamamla birlikte gülümsemem ve ağlamam bir oldu. En etkileyici ayrıntılardan biri, ne broşürde ne Ceren Necipoğlu'nun konser kayıtlarının yer aldığı "Bir Kitap Gibi" CD'sinde, sanatçının ölümünden bahsedilmemesiydi. Onun hakkında hiçbir fikriniz olmasa ve metni okusanız, anlamazdınız bile vefat ettiğini.
Çocukluk ve gençlik görüntülerinden oluşan belgeselde, ailesinin, arkadaşlarının, meslektaşlarının ve öğrencilerinin konuşmaları, Necipoğlu'yla olan anıları da vardı. Ardından öğrencilerinin ve meslektaşlarının (Şirin Pancaroğlu gibi...) arp resitalleri ve Ceren Necipoğlu'nun şahsen tanıştığı ve eserlerini mutlulukla yorumladığı dört bestecinin de orada olması... Bu geceye kesinlikle Selpak sponsor olmalıydı.
Ama ne mutlu ona ki, sevenleri, ailesi, arkadaşları dışında; çaldığı her parçayı, her notayı dün akşam ona gönderen, çalarken gözleri dolan, sahnede kendilerini zor tutan öğrencileri ve onun hakkında konuşurken sesleri titreyen - benim bildiğim- dört önemli besteci var. En önemlisi de bu olsa gerek: başından sonuna anlamlı bir hayat sürmek.
Sonuçta herkesin anlamı kendine...
Ama kimileri daha cömert bazı bazı.
Onların anlamı herkese anlamlı.

Ağlamak

İnsan uzun süre ağlamayınca, nasıl ağladığını unutuyor...Ve sonra görüyor ki, ağlamak da biçim değiştirebiliyor, hem de aynı "yüzün" üzerinde.

Yaş ilerledikçe ses daha az çıkar sanki, derinlere gömülür. Çıkmaya çalıştıkça kısılır, tekler, bile bile tökezler. Korkudan. Korku, bilinçli bir şeydir, korkak olduğundandır ki bunu söyleyemez, suçu başkasına atar: korkulana.

Gözlerse daha çok yanar. Bir şeyler daha çok batar.
İnsan büyüdükçe, ağlarken elleri kolları çocuklaşır. Bilemezsin onları ne yapacağını! Kemiksizleşirler birden, eklemsizleşirler, kan dolar her yerlerini, kendi başlarına hareket etmek isterler!

Akacak kan damarda, akacak yaş gözde durmaz.
Bırak, gitsin.

Thursday, January 7, 2010

Gerçekler II

- Bilgisayar karşısında bilgiyle alakalı hiçbir şey yapmıyorken "rahatsız etme, işime derinlemesine konsantreyim, dağıtanı keserim" bakışı atabilme gibi allah vergisi bi yeteneğim var.

- Erteliyorum, şimdiki zamanı muhatap kabul etmiyorum.

- Yazmak, hayata yazmak, açık açık, korkusuzca, fütursuzca...

- Yüzümde, aynaya bakınca benden saklanan, gözlerimin etrafında koşturup kuyruğuyla burnumu gıdıklayan 2 sincap olduğuna yemin edebilirim.

Monday, January 4, 2010

Gerçekler

- Evden Shakira saçlarla çıkıyorum, ofise Yıldız Tilbe olarak varıyorum. (Bkz. 2 saatlik yol)

- Günde toplam 6 araçla işe gidip geliyorum. Bi doktora programına başvurup, yolda harcadığı zamanda doktora programı bitiren ilk Türk baaayanı olma yolunda bi adım mı atsam acaba?

- Evden çıktığımda odamda, salonda, mutfakta, bir yerlerde müzik çalsın, çalmaya devam etsin istiyorum. Eve döndüğümde, duvarlara müzik sinsin diye...

- Üç noktalardan uzaklaştım. Fazla dramatik bulmaya başladım onları. Et lafını koy noktanı kardeşim, ne o öyle "söyleyecek lafım vardı" ayakları. Bu kalp unutur seni sonra, inatla unutur ardına da dönüp bakmaz.

- Bu aralar farklı bir yere gitmeye ihtiyacım var. ŞART, gitmem şart. Şu kelimenin hakkını vermeyeli uzun zaman oldu. Adalar'da 1-2 gün kalmayı bile gitmekten sayar oldum! Hayır, alım gücüm de yok ki, Shop&Miles'a başvurayım, ben harcadıkça miller biriksin... AKBİL'de böyle bir sistem olaydı, şimdiye elli kere İspanya'ya gidip gelmiştim o ayrı.

- Ben değil ama pazartesi sendromu iş başında.

- İETT'den cama ve tutacaklara yapışabilecek bir otobüs yastığı istiyorum. Marka adı da benden hadi..."Yasato". Japonlar'la işbirliğine gidilebilir. Onlar da bizi seviyoo zaten.

- Güneş gözlükleri. Karanlık gözlüğü de olsa? Sis gözlüğü? Darkglasses, funglasses, light glasses? Bu gözlük, gözleri güneş ışığından değil de karanlıktan korusa, içeri ışık verse? Şık olur bence. Özellikle Londra'nın kasvet denizi havasında iyi giderdi.

Comin soon...