Thursday, May 12, 2011

Ananem ve hırlak

B: Anane açayım mı seninkini?
A: Kimi?
B: Hani sizin oraların türküsü var ya?
A: Neymiş o?
B: Çalayım dur...
(Grup Vitamin'den bol sümkürmeli bol balgamlı "Maganda" başlar)
A: Çalma o hırlağı, sinir oliyrim ben oğa!!
B: Aaa ananem bi şeye sinir oliyi. Neye sinir oluyosun?
A: O hırlağa işte hırlak o hırlak.
B: Anane, hırlak..?
A: Bu çalana denir hırlak!

Değirmen Hikayesi

Aylarca bekletip son güne bıraktığım değirmen yazım için (değirmen hakkında hikaye yazma durumu) çayımı koydum (demli demli), netbook'umu (henüz taksitleri bitmemiş olan netbook'umu-bu bilgi önemli) önüme aldım (gece yarısı tabii ki) ve henüz doğmamış yazımın başına oturdum.
Yazdım biraz.
Mezzo'yu da açtım, klasik müzikle havaya, havalara girdim.
Sonra çay netbook'a döküldü.
Netbook kapandı.
Yazı kapandı.
O sırada kendi yazısını yazan (anneyle aynı projede olma durumu) annem yazısına devam etti, bana taziyelerini ileterek.

Olaydan 10 dk sonra, gülmekten koridorda yürüyemeyen birini gördüm sanki.

Anne: Euheuheueuee
Ben: Anne, bi süre bu evde gülmesek?
Anne: Eeuheuheue
Ben: Nooldu ki ne? Sen yazını yazsana, beni benimle bırak giderken.
Anne: Şimdi sen değirmeni yazıyodun ya...euheueue...
Ben: Eee?
Anne: Şimdi bu tam da şey olmadı mı...euheuehueueheeuhuheu
Ben: Ne olmadı mı? Anne ya, ben dayanabileceğimden emin değilim.
Anne: Tam da "bu değirmenin suyu nerden geliyi"nin cevabı olmadı mı??
Ben: ...
Anne: Eeeuheuheeuehueueue, çay alcam, istiyin mi?