Monday, January 4, 2010

Gerçekler

- Evden Shakira saçlarla çıkıyorum, ofise Yıldız Tilbe olarak varıyorum. (Bkz. 2 saatlik yol)

- Günde toplam 6 araçla işe gidip geliyorum. Bi doktora programına başvurup, yolda harcadığı zamanda doktora programı bitiren ilk Türk baaayanı olma yolunda bi adım mı atsam acaba?

- Evden çıktığımda odamda, salonda, mutfakta, bir yerlerde müzik çalsın, çalmaya devam etsin istiyorum. Eve döndüğümde, duvarlara müzik sinsin diye...

- Üç noktalardan uzaklaştım. Fazla dramatik bulmaya başladım onları. Et lafını koy noktanı kardeşim, ne o öyle "söyleyecek lafım vardı" ayakları. Bu kalp unutur seni sonra, inatla unutur ardına da dönüp bakmaz.

- Bu aralar farklı bir yere gitmeye ihtiyacım var. ŞART, gitmem şart. Şu kelimenin hakkını vermeyeli uzun zaman oldu. Adalar'da 1-2 gün kalmayı bile gitmekten sayar oldum! Hayır, alım gücüm de yok ki, Shop&Miles'a başvurayım, ben harcadıkça miller biriksin... AKBİL'de böyle bir sistem olaydı, şimdiye elli kere İspanya'ya gidip gelmiştim o ayrı.

- Ben değil ama pazartesi sendromu iş başında.

- İETT'den cama ve tutacaklara yapışabilecek bir otobüs yastığı istiyorum. Marka adı da benden hadi..."Yasato". Japonlar'la işbirliğine gidilebilir. Onlar da bizi seviyoo zaten.

- Güneş gözlükleri. Karanlık gözlüğü de olsa? Sis gözlüğü? Darkglasses, funglasses, light glasses? Bu gözlük, gözleri güneş ışığından değil de karanlıktan korusa, içeri ışık verse? Şık olur bence. Özellikle Londra'nın kasvet denizi havasında iyi giderdi.

Comin soon...

No comments: