Austin'e nasil alisik gittiysem, Istanbul'a da oyle alisik dondum.
Bir yeri miladi dolduktan sonra terk etmek lazim. Eksik bir seyler kalmamis oluyor boylece. Kisa ve acisiz.
Austin'e 3 yil once gittim. Son 2 yil Turkiye'ye hic gelmedim. 2 yil uzun bir sure olmasa da, yine de Elveda Lenin sendromu yasiyorum ara ara. Rolum malum; uzun sure komada kalip, sonrasinda yepyeni bir Almanya'ya uyanan anne.
"Ayol burasi ne zaman acildi?"
"Burasi ne zaman kapadi??"
"BCBG Nisantasi'nda var miydi ki hep?"
"Aaaa kafelerde internet varmis artik..."
Yalniz neden boyle zuppe zuppe seylere takilmisim ki ben simdi.. Neyse. Velhasil, kacirilan bi seyler var yine. O kadar da " ammmaaan, her seyi ayni bulucan nasilsa. donucen de nolucek" durumu degilmis demek ki.
Garipsediklerim:
- Televizyondaki tartisma programlarinda, herkesin ayni anda konusmasi ve sunucunun bunu engellemek bir yana, katilimcilarla ayni anda konusmasi.
- Sigara yasagindan sonra bile sosyal patlama olmamasi...Ilginc. Herhalde raki zammini bekliyor millet.
- "Yemekteyiz" programi. Yorum yok.
- Istanbul'da milletin cibildak dolasabilmesi. Magandalar 40 C izninde olmali.
- Insanin yillardan sonra, geride biraktigi yasama bir gunde uyum saglamayi ogrenmesi: ye-ic-TV'de ne kadar polisiye dizi varsa izle-kendini tatmin etmek icin gunde 10 dk gitar cal.
- Bizim mahallenin, birdenbire mahallede beliren Texas thirtlu, kulaklikli ve renkli sapkali kiza gosterdigi yakin ilgi, aslinda 'endise'.
- "Abbbooovvvvvvv...oralarda 5 liraya aldigim o uyduruk sey burda 25 lira mi??!! " sendromu.
Ve daha suruyle abbovv. Happening soon, coming soon.
Thursday, July 23, 2009
Subscribe to:
Posts (Atom)
